KOYUN-KEÇİ ÇİÇEK
Dr. Öznur YAZICIOĞLU Uzm Vet.Hekim
Koyun-Keçi Çiçek, koyun ve keçilerin ateş, deri
ve müköz membranlarda papül ya da nodül şeklinde lezyonların
oluşumu ve sistemik enfeksiyon halinde özellikle akciğerlerde
fokal pnömoni ile karakterize ölümle sonuçlanabilen akut ya da
kronik viral bir hastalığıdır.
Etiyoloji
Virus, Poxviridae familyası
Capripoxvirus genusunun bir üyesidir. Virusun, sadece bir
serotipi vardır. Fakat sadece koyun ya da keçilerde daha
şiddetli klinik hastalık meydana getiren suşlar olduğu gibi her
iki tür için eşit patojenik olan suşları da vardır. Virus,
serolojik olarak sığırların nodüler ekzantemine (lumpy skin
disease) sebep olan virustan ayırt edilemez.
Virus, çürümeye, asit ve alkali
koşullara dirençlidir. Kuru kabuklarda yıllarca, yünde 2 ay ve
bulaşık yüzeylerde 6 ay canlı kalabilir. İodofor ve klorin
dioksit gibi genel dezenfektanlara duyarlıdır.
Epizootioloji
Koyun-Keçi çiçek hastalığı, Sentral
ve Kuzey Afrika’da, Orta Doğu ve Hindistan’da endemiktir. Son
yıllarda Güney Avrupa’da (İtalya, Kıbrıs, Yunanistan ve
Bulgaristan) salgınlar bildirilmiştir.
Koyun ve keçiler, başlıca duyarlı
konakçılardır. Virus, sığırlarda çoğalabilir ancak klinik
hastalığa sebep olmaz. Yabani çift tırnaklılarda hastalık
bildirilmemiştir. Virus, insanlar için enfeksiyöz değildir.
Hastalık, koyun ve keçiler arasında
direkt temas ile bulaşır. Virusun ana kaynağı, deri
lezyonlarıdır. Başlıca bulaşma yolları;
-
Akut enfekte
hayvanların çıkardığı virusun damlacık enfeksiyonu şeklinde
solunum yoluyla alınması,
-
Derideki çiçek
lezyonları ya da kabukları ile direkt temas sonucu derideki
sıyrıklar vasıtasıyla,
-
Daha az olarak
insektler aracılığıyla,
-
Deneysel olarak
intravenöz, intranasal ya da subkutan inokülasyon yoluyladır.
Hastalığın genç hayvanlarda yüksek morbidite ve
oldukça yüksek mortaliteye sebep olması,
verim düşüklüğü, yün ve kıl kalitesinin düşmesine yol açarak
ciddi ekonomik kayıblara neden olması ve
birçok yolla bulaşabilmesi özellikleri, onun
güçlü bir biyolojik silah olarak önemini arttırmaktadır.
Klinik Bulgular
Koyun-Keçi Çiçek, deride papülo-veziküler ya da
nodüler formda gözükebilen akut ya da kronik seyirli viral bir hastalıktır.
Hastalığın şiddeti, virus suşuna, hayvanın yaş ve ırkına bağlı olarak
değişir. 1 aylığın altındaki kuzu ve oğlaklar şiddetli generalize
hastalıktan ölürler. Yaşlı hayvanlarda klinik bulgular daha az şiddetli ve
ölüm nadirdir. Ölüm, çoğunlukla iç organların ve
özellikle akciğerlerin enfeksiyonunu izler. Yetişkinlerde morbidite, birkaç
subklinik enfeksiyon ile birlikte yaklaşık 80%, mortalite yaklaşık 50%’dir.
Bir aylığın altındaki duyarlı kuzu ve oğlaklarda ise morbidite 100%’e
ulaşabilir and mortalite 95% kadar yüksek olabilir. Eşlik eden PPR
enfeksiyonunun varlığında mortalite oranı, 50%-90%’lara kadar çıkar.
Ayrıca kötü beslenme, ağır
parazitizm ve şiddetli iklimsel koşullar da mortaliteyi arttıran
faktörlerdir.
Klinik olaylar, hafiften şiddetliye kadar
değişir. Hastalığın inkübasyon periyodu, enfekte ve duyarlı hayvan
arasındaki teması takiben 8-13 gündür. Ancak insektler tarafından mekanik
bulaşmayı ya da deneysel intradermal inokülasyonu takiben 4 gün kadar kısa
olabilir. Bazı Avrupa koyun ırkları, deri lezyonları gelişmeden önce akut
enfeksiyon sonucu ölürler. İlk bulgular, ateş, depresyon, konjunktivitis,
lakrimasyon ve rinitistir. Bu bulguların görülmesini takiben 2-5 gün içinde
perineum, inguinal bölge, skrotum, meme, koltuk altları ve burun ucu gibi
derinin pigmentsiz ve yünsüz kısımlarında daha kolay seçilebilen deri
lezyonları gelişir.
Deride ve
kuyruk iç yüzünde koyun çiçek lezyonları.
(Patoloji Bölümü. BVKAE)
Makulo-papular deri lezyonlarının oluşumu
Deride önce makula denilen küçük eritem
bölgeleri oluşur ve bunu tüm vücutta ya da kasık, koltukaltı ve perineuma
sınırlı olan ve orta kısmında ödemli eritem bulunan 0.5 -1cm çapında kabarık
ve hafifçe rengi açılmış papül denilen sert şişkinlikler izler. Papüller
nadiren içleri sıvı dolu veziküller ile örtülebilir. Hastalığın akut fazını
atlatan hayvanlarda papüller, papül tabanındaki kan damarlarında şekillenen
trombozlara ilgili olarak işemik nekroza uğrar. Böylece lezyon, çevresi
hiperemik bir saha ile çevrili ve orta kısmı çökük ve nekrotik bir hal alır.
Hastalığın seyrinin sonunda lezyonlar kurur ve kabuklaşır. Çiçek lezyonunun
karakteristik özelliği, lezyonların tüm epidermis ve dermisi kapsaması ve
subkutan dokuya penetre olmasıdır. Deri lezyonlarının şiddetine bağlı
olarak, iyileşmeden sonra yerlerinde yünden yoksun bir nedbe dokusu
gelişebilir. Sekunder bakteriyel enfeksiyon, iyileşmeyi komplike edebilir.
Generalize papüllerin oluşumunu takibeden 24 saat içinde hayvanda rinitis,
konjunktivitis ve tüm yüzlek ve özellikle preskapular lenf düğümlerinde
büyüme görülebilir. Göz kapaklarındaki papüller, değişen şiddette
blefaritise sebep olur. Göz ve burun mukozalarındaki papüller ülserleştikçe
akıntılar mukopurulent bir hal alır. Ağız, anüs, prepusyum veya vagina
mukozası nekroze olur. Ağız lezyonları yemeyi engellemedikçe iştahsızlık
görülmez. Akciğer lezyonları ve şişkin bölge lenf düğümlerinden dolayı
solunum güç ve gürültülüdür. Abortus nadirdir.
Makroskobik Bulgular
Akut enfekte hayvanların post-mortem muayenesinde; deri lezyonları, canlı
hayvandakinden daha az belirgindir. Göz, ağız ve burun müköz membranlarında
şiddetli olaylarda birleşebilen çiçek lezyonları oluşabilir. Tüm vücut lenf
düğümleri büyümüş ve ödemlidir. Genellikle abomasum mukozası ve bazen rumen
ve kalın bağırsak duvarında, ayrıca dil, yumuşak ve sert damak, trakea,
ösefagus, vulva, prepusyum, meme ve meme başlarında da ülserleşebilen
papüller bulunabilir. Karaciğer ve böbrek yüzeyinde ve hatta testislerde
soluk görünüşlü alanlar seçilebilir. Akciğerlerde ve özellikle diyaframatik
loblarda çok sayıda fokal beyaz-gri renkte odaklar bulunabilir.
Deri ve dudakta papüler lezyonlar (Patoloji Bölümü. BVKAE)
Dilde
papüler lezyonlar (Patoloji Bölümü. BVKAE)
Akciğer ve abomasumda çiçek lezyonları
(Patoloji Bölümü. BVKAE)
Ayırıcı Teşhis
Hastalığın teşhisinde; bulaşıcı ektima, mavi dil, PPR, fotosensitizasyon,
dermatofilozis, uyuz, insekt ısırmaları, paraziter pnömoni, kazeöz
lenfadenitis gibi benzer hastalık ve lezyonların ayırt edilmesi gerekir.
Teşhis
Derinin çoğunlukla pigmentsiz ve yünsüz
kısımlarında gözlenen papül şeklindeki lezyonlar, ateş, lenfadenitis ve
sıklıkla pnömoni bulguları, klinik teşhis için tanıtıcı niteliktedir. Klinik
teşhis, laboratuvar muayeneleri ile teyid edilir.
Laboratuvar teşhisi; virus izolasyon ve
identifikasyon teknikleri ile karakteristik histopatolojik bulgulara
dayanır. Virus izolasyonu ve antijen tespiti için deri papülleri, akciğer
lezyonları ve lenf düğümlerinden örnekler alınmalıdır. Virus izolasyonu ve
enzime-bağlı immunosorbent assay (ELISA)
için örnekler, nötralizan antikorların gelişiminden önce, klinik bulguların
ortaya çıkışının ilk haftasında alınmalıdır. Nötralizan antikorlar
bulunduğunda polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile örneklerden genom tayini
yapılabilir. Hastalığın başlangıç döneminde alınan lenf düğümü
örneklerinde, agar jel immunodiffuzyon test (AGID) ile presipitan antijen
identifiye edilebilir. Ayrıca doku kültüründe hematoksilen-eosin boyama ile
intrasitoplazmik inkluzyonlar görülebilir ve yine spesifik serumlar
kullanılarak ve immunoperoksidaz ya da immunofloresan teknikleri ile antijen
belirlenebilir.
Histolojik muayeneler için biyopsi ya da
nekropsi materyallerinden lezyonlu deri kısımları ve ayrıca bulguların
gözlendiği iç organ örnekleri (akciğer, böbrek, rumen) 10% formalin
solüsyonu içinde gönderilmelidir.
En spesifik serolojik test, virus nötralizasyon
testidir. AGID ve indirekt immunofluorescence testler, diğer poxviruslar ile
kros reaksiyonlardan dolayı daha az spesifiktir.
Mücadele ve Kontrol
Endemik bölgelerde hastalığı kontrol etmenin en etkili yolu, aşılamadır.
Enfekte bir bölgeden hastalıksız bir bölgeye enfekte hayvan ve hayvansal
ürünlerin hareketlerinin kısıtlanması, hastalığın girişini önlemede esastır.
Ülkemizde mücadele amacı ile
hastalık çıkan yerlerde tamamen iyileşmeden yada son ölümden sonraki 60 gün
süresince karantina uygulanmakta ve hastalık çıkan bölgelerde hastalığı
takip eden iki yıl, yılda bir kez olmak üzere mihrak bölgesindeki bütün
koyun ve keçiler aşılanmaktadır.
Koyun-Keçi
çiçek aşısı; kuzu böbrek hücre kültürlerinde hazırlanan liyofilize, canlı,
attenüe bir aşıdır. Aşılamaların sonbahar mevsiminin başlarında
yapılması ve hastalık çıkmayan yerlerde gebeliğin son 6 haftası ile doğumdan
sonraki ilk ayda, koruyucu aşılama yapılmaması önerilir. Aşıya ilgili bağışıklık
21 günde tam olarak oluşur, bağışıklık süresi 8 aydır.
Kaynaklar
|