|
KIRIM-KONGO
KANAMALI ATEŞİ HASTALIĞI
1-Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığında etken nedir?
Kırım Kongo
Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı virüsü Bunyaviridae ailesinin
Nairovirüs genusunda yer almaktadır.
2-
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedir?
Kırım-Kongo
kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi
ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı
bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen,
bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.
İnsanlarda
klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve
insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur.
İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar,
kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde
görülür.
3-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere
karşı duyarlılığı nedir?
Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı
dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur,
kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2
gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla
inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar.
4-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı ilk nerede tanımlanmıştır?
Kırım-Kongo
kanamalı ateşi (KKKA) ilk kez 1944 ve 1945 yılı yaz aylarında Batı
Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet
askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı
verilmiştir. 1956 yılında Zaire’ de ateşli bir hastadan Kongo virüsü
tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüsu ile Kırım hemorajik ateşi
virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo kanamalı
ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.
5-Kırım-Kongo
kanamalı ateşi bugüne kadar hangi ülkelerde tanımlanmıştır?
Hastalık
sıklıkla Afrika, batı Asya ile Ortadoğu ve doğu Avrupa'da
görülmektedir. Kırım-Kongo Hemorajik Ateşi virüsünün Bulgaristan,
Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan,
Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya,
Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya’da
salgınlar yaptığı bildirilmiştir.
Bu
sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım-Kongo
kanamalı ateşi (KKKA), 2002 yılında bahar ve yaz aylarında bazı
illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar
neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır.
6-
Bulaşmada aracı olan bir etken var mıdır?
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı virüsü,
diğer tick-born zoonotik ajanlarda olduğu gibi kene-omurgalı-kene
siklusu ile doğada sirküle olan, hayvanlara ve insanlara enfekte
kenelerin ısırması ile bulaşan bir hastalıktır.
Keneler
zorunlu kan emici artropodlar olup, Dünya’nın her bölgesinde yaygın
olarak gözlenmektedirler. Ülkemizde halk arasında kene, sakırga,
yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedirler.
Keneler
morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücütları tek
bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri
yeralmaktadır.
Bugüne kadar 3
aileye mensup yaklaşık 850 tür bildirilmiştir.
Bunlar, Ixodidae (Sert keneler 13 soy),
Argasidae (Yumuşak keneler 5 soy), Nuttalliellidae (1 soy 1
tür) dır.
Keneler kan
emerek beslenir, ancak bu diğer kan emen artropodlardan farklıdır.
Keneler konakların tutunup ağız organellerini deri içine sokarlar ve
burada sabitlenip doyana kadar aynı yerden kan emerler. Argasidaeler
çok kısa sürelerde çok miktarda kan emip doydukları halde, Ixodidae
ailesindeki kenelerin doyması için birkaç gün ile birkaç hafta
arasında süre gerekmekte, hata bu süre içinde bazı Ixodidae türleri
gömlek değiştirip diğer gelişme dönemlerine geçmektedirler.
İxodidae
türleri, genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimleri arasında
aktiftirler. Bunlar evcil hayvanların kulak kepçesi içinde ve
dışında, boyun altında, karın, anal ve perianal bölgeler ile sırt ve
kuyruk üzerinde bulunurlar. Dişi keneler, erkeklerden daha fazla kan
emerler. Hayatları boyunca geçirdikleri her dönemde (larva-nimf-olgun
) mutlaka kan emmek zorundadırlar. Erkek ve dişiler kan emme
esnasında çiftleşirler. Ovipardırlar. Dişi keneler yumurtalarını
taş, toprak ve merada yaprakların altına, toplu ve birbirine yapışık
şekilde bırakırlar. Yumurtlama süresi ve miktarı, dişi kenenin az
veya çok kan emmesine ve diğer dış faktörlere bağlı olarak değişir.
Ayrıca türlere göre de yumurta sayısı değişiklik gösterir. Ortalama
3.000-15.000 arasında yumurta yumurtlarlar. Dişiler yumurtladıktan
sonra ölürler. (Argasidae türleri ölmez). Yumurtadan çıkan larvalar
3 çift bacaklıdır. Birinci çift ayak tarsuslarında bulunan Haller
organı konak bulmaya yarar. Türlere göre farklı sürelerde
konaklardan kan emerler ve kan emdikten sonra yine değişen sürede
gömlek değiştirerek. 4 çift ayaklı nimf olurlar. Nimflerde larvalar
gibi henüz genital organlar gelişmemiştir. Aç olan nimfler kan emer
doyar ve gömlek değiştirdikten sonra aç olgun hale gelir. Erkek ve
dişi olgun keneler kan emerken çiftleşir ve doyduktan sonra dişi
toprağa düşer ve yumurtlar. Bu siklus böyle devam eder.
Biyolojik
gelişmeye göre konak değiştirmeleri esas alınarak İxodidae ailesine
bağlı türler 3 grupta toplanır.
a-Bir konaklı
kene:
Merada
yumurtadan çıkan larvalar konak hayvana hücum eder, ondan kan emip
doyduktan sonra konak üzerinde gömlek değiştirip nimf olur. Aç nimf
kan emip doyduktan sonra konak üzerinde gömlek değiştirir. Ortaya
çıkan aç olgun kenenin erkek ve dişisi kan emdikten sonra çiftleşir,
dişiler konak hayvanı terkedip toprağa düşer yumurtlar ve ölür. Yani
larva-nimf ve olgun safhalar bir hayvanda geçer.Örneğin, Boophilus
türleri.
b-İki konaklı
kene:
İki konaklı
kenelerde, larva ve nimf dönemini bir konakda geçirir, nimfler kan
emip doyduktan sonra konak hayvanı terkederler. Meskende veya merada
gömlek değiştirip aç olgun hale gelirler. Aç olgun keneler ikinci
bir hayvana hücum ederek ondan kan emer, çiftleşir ve doyar. Daha
sonra dişi kene toprağa düşer, yumurtlar ve ölür. Yani larva-nimf
bir hayvanda, olgunu ise başka bir hayvanda geçer. Örneğin, Hyalomma
türleri ve Rhipicephalus bursa.
c-Üç konaklı
kene:
Üç konaklı
kenede larva bir hayvandan kan emip doyar ve toprağa düşer. Toprakta
gömlek değiştirip aç nimf olur.Aç nimf’ler ikinci bir hayvana hücum
ederler. Ondan kan emip doyduktan sonra toprağa düşerler ve gömlek
değiştirip aç olgun kene haline gelirler. Aç olgun keneler üçüncü
bir hayvana hücum eder, kan emer ve çiftleşirler. Doyduktan sonra
dişiler konak hayvanı terkedip toprakta yumurtlar ve ölürler. Yani
bu kene türleri, larva, nimf ve olgun dönemlerinde ayrı ayrı veya
aynı hayvana 3 kez gelmek suretiyle kan emer, gömlek değiştirme
dönemlerini ise toprakta geçirirler. Dişiler yine yumurtalarını
toprağa bırakırlar. Örneğin, İxodes ricinus, Dermacentor marginatus
ve Haemophysalis punctata.
7-Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu
insanlara nasıl bulaşmaktadır?
İnsanlar
virüsü; enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında
salgıladıkları tükürük salgısı ile, enfekte kenelerin çıplak elle
ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile
temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları) temas ile
almaktadır.
8-KKKA virusunun bulaşmasına etken olan
kene nedir? Yeryüzünde kaç türü bilinmektedir?
Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir Ixodidae
ve Argasidae ailesine bağlı 31 kene türünün virusun vektörü
olabileceği bildirilmesine rağmen, bunların tümünün vektör
potansiyeli gösterilememiştir. Kenenin tam anlamı ile vektör kabul
edilebilmesi için, etken izolasyonu dışında, kenenin virusu duyarlı
hayvanlara aktarabilme ve viremik hayvanlardan alabilme yeteneğinin
de olması gerekmektedir. Bu kriterler yukarıda bildirilen 29 türden
sadece bazılarında gözlenebilmiştir. Bunun yanında bazı türler
virusu hem transovarial hem de transtadial olarak taşırken bazıları
sadece transtadial olarak taşıyabilmektedir.
Virüsü taşıyan çok çeşitli kene tipleri vardır, fakat bunların
içinde en önemli olanları Ixodidae ailesinde yer alan ve özelliklede
Hyalomma türü kenelerdir. Hyalomma türü keneler hastalığın temel
vektörleri olup şu ana kadar 7 kene türünün (Hyalomma marginatum
marginatum, Hyalomma marginatum rufipes, Hyalomma marginatum
turanicum, Hyalomma anatolicum anatolicum, Dermacentor marginatus,
Rhipicephalus rossicus, Amblyomma variegatum) virüsün vektörü olduğu
gösterilmiştir.
9- Bölgemizde bulunan kene türleri
hangileridir?
Bölgemizde bulunan illerdeki kene
türlerinin neler olduğunun belirlenebilmesi için en az iki yılı
kapsayacak bir epidemiyolojik çalışma yapılması gerekir. Enstitü
Müdürlüğümüzce, 2001-2007 yılları arasında Enstitümüze bağlı 7 ilde
sığırların üzerindeki keneleri kapsayan çalışmalar yapıldı. Bu
çalışma sonucunda; yoğunluğa göre en çok görülen kene türü
sırasıyla:
Hyalomma detritum
( %75-80),
Boophilus annulatus
(%15-%20)
Hyalomma anatolicum anatolicum
(<%1),
Hyalomma marginatum marginatum
(<%1)
Haemaphysalis sp.
Rhiphicephalus bursa
Rhiphicephalus turanicus,
10-
Kırım-Kongo kanamalı
ateşi hangi hayvanlarda görülür ve hastalık belirtileri nelerdir?
Virus,
hastalığın yerleşik olduğu bölgelerde, insanlar dışında, çeşitli
hayvan türlerinde (örneğin, sığır, koyun, keçi, antilop ve diğer
yabani çift tırnaklılar, fare, tavşan, kirpi, deve kuşu vb.) de
tesbit edilmiştir. Hayvanlarda hastalık yapmaz veya çok hafif
seyirli hastalık yapar.
Yabani
tavşanlar ve domuzlar virüsün en önemli memeli rezervuarlarıdır.
Yerden beslenen kuşlar hastalık etkeninin uzak coğrafyalara
yayılmasında önemli rol oynamaktadır. Virüs doğada fokal olarak
kenelerde ve vahşi hayvanlarda bulunmakta, ekolojik dengenin
bozulması insanlarda epidemilerin ortaya çıkmasıyla
sonuçlanmaktadır.
11-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi salgınlarını etkileyen doğa şartları
nelerdir?
Doğu Avrupa ve
Asya’daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle
insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak
geliştiği düşünülmektedir. Kırım’daki ilk salgının, İkinci Dünya
Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması
nedeniyle oluştuğu sanılmaktadır. Daha sonra eski Sovyetler Birliği
ve Bulgaristan’ da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve
hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtilmektedir
12-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?
Hastalık
mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak mayıs ve ekim ayları
arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.
13-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?
Hastalık
genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar.
•
Tarım ve
hayvancılıkla uğraşanlar
•
Veteriner
hekimler ve diğer yardımcı sağlık personeli özellikle risk
grubudur.
•
Akut hastalarla
temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık
personeli
•
Kasaplar,
Mezbaha çalışanları
•
Kamp ve piknik
yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar
da risk altındadır.
14-Enstitü
Müdürlüğümüze gelen kenelerin türleri nelerdir?
Enstitü Müdürlüğümüze gerek vatandaşların kendileri tarafından,
gerekse sağlık kuruluşlarının yönlendirmeleri ile insanların
üzerinde, bahçe ve çevrelerinde bulunan keneler getirilmektedir.
Enstitü Müdürlüğümüz parazitoloji labatuvarınca gelen bu kenelerin
tür teşhisleri yapılmaktadır. Ancak bu kenelerin Kırım-Kongo
Kanamalı Ateşi virüsünü taşıyıp taşıyamadıkları teşhis
edilememektedir.
Enstitü Müdürlüğümüze 2008 yılı içerisinde getirilen kene
örneklerinin yapılan tür teşhislerinde; Rhiphicephalus sanguineus
türü 20 örnekte, Hyalomma detritum türü 2 örnekte,
Hyalomma anatolicum anatolicum türü 1 örnekte, Hyalomma
aegypticum türü 1 örnekte teşhis edilmiştir.
14-Keneler nasıl tanınır ve nerelerde bulunur?
Keneler otlak, çalılık ve
kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekilli, 6-8 bacaklı, uçamayan,
sıçrayamayan parazitlerdir. Hayvan ve insanların kanlarını emerek
beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.
Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir
yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük
kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve
özellikle kuşlara devekuşlarına kadar geniş bir konakçı listesi
mevcuttur. Kenelerin bazı türleri ve gelişim dönemleri gözle
görülemeyecek kadar küçük olabilir; ancak, kenelerin tümü, kanla
beslenebilecekleri hayvan ve bazen de insanların arayışı
içerisindedir. Türlerine göre, keneler, farklı
alanlarda ve özellikle ormanlık alanların yakınlarında bulunur. Kene
bulunan alanlardan yürürken veya çalılıklar gibi bulaşık bitkilere
(sözgelimi, dökülmüş yapraklar ) sürtünürken keneler ile karşı
karşıya kalınabilir. Keneler, memeli hayvanlar ve kuşlardan
beslendiğinden, bu hayvanlar, kenelerin ve taşıdıkları hastalık
etkenlerinin varlığının sürdürülmesinde önemli rol oynamaktadır.
15-
Kene ısırığında ne yapılmalıdır?
Yapışan keneler, kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve
kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak,
döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu
suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu antiseptik(tendürdiyot)
sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise alkol içeren mendiller
kullanılabilinir).
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven
giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.
Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol,
klonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak
keneler uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına
sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.
Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş, yoğun halsizlik, baş ağrısı,
bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi
gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen
tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır).
16- Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl
kontrol edilir ve nasıl korunulur?
Tüm enfeksiyon
hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol
önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.
a- Hasta ve
hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler
(eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava
yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları
ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu
olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer
belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,5 °C
veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye
başvurulmalıdır)
b-
Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas
sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
c-Kene
mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir.
Coğrafik bölgelere ve türlere göre değişmekle beraber, KKKA’yı
bulaştıran Hyalomma soyuna ait keneler genel olarak nisan ve ekim
ayları arasında aktiftirler; bu dönemlerdeki salgınların sebebi de
budur. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve
kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.
d-Mümkün
olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması
gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği
alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene
yönünden muayene edilmeli;
e-
Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları
ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka
üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne
uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot
bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya
kısa giysilerle girilmemelidir.
f-
Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme
giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları
kenelerden koruyucu olabilmektedir.
g-
Hayvan sahipleri hayvanlarını kenelere karşı uygun akarisitlerle
ilaçlamalı, hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek
şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana
yapılmalıdır.
h- Özelikle
kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve
çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap
içine alınmalıdır.
i-Hayvan
barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı,
çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.
j-
Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak
için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde
kullanılabilir.
k-
Kenelerin çevrede çok olması halinde mera, çayır, çalı, çırpı ve gür
otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda,
diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, insektisit uygulamalarına
başvurulabilir.
l- Gerek
insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için
repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde
kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya
aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya
elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler
hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu
maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına
veya boynuzlarına takılabilir.)
m- Kenelerin
çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların
bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer
canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid
uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları
faydalı görülmemektedir.
Günümüze kadar
kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç),
tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve
hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul
edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmektedir.
17-Kenelerden Korunmak İçin Yapılması Gerekenler!
• Keneler
uçmaz, sıçramaz. Ağaçtan üzerinize düşme ihtimali zayıftır. Yani
kene yerdedir. Bu nedenle uzun otların, çimlerin ve çalılıkların
bulunduğu yerlerde dolaşmayın.
• Kenelerin
yaşama alanlarında bulunabilecek kişiler (hayvancılıkla uğraşanlar,
mezbaha çalışanları vb) repellent olarak bilinen böcek kaçırıcı
ilaçları vücutlarına sürerek veya elbiselerine emdirerek
kullanabilirler,
• Açık renk
kıyafetler giyin ki, üzerinize herhangi bir kene geldiğinde
görebilesiniz.
• Açık araziye
çıktığınızda ya da pikniğe gittiğinizde, bacakları kapatan
kıyafetler tercih edip uzun kollu giyininiz; pantolonunuzu
çorapların içine sokunuz. Kapalı ayakkabı giyiniz.
• Eve
döndüğünüzde kendinizi, çocuklarınızı hatta evde beslediğiniz
hayvanlarınızı kene yönünden kontrol ediniz. Kene kan emerken acı
vermez. Bu nedenle var ise sizin bulmanız gerekir.
•
Hayvanlarınızı nasıl kenelerden koruyacağınız konusunda veteriner
hekiminizle görüşünüz.
18-Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Vaka Ve Ölümlerinin Yıllara Göre
Dağılımı
(Türkiye,
2002-2007)
|
Yıllar |
Vaka Sayısı |
Ölüm |
|
2002-2003 |
150 |
6 |
|
2004 |
249 |
13 |
|
2005 |
266 |
13 |
|
2006 |
438 |
27 |
|
2007 |
717 |
33 |
Sağlık
Bakanlığı verileri (http://www.kirim-kongo.saglik.gov.tr/G3.doc) |