|
Dr. Seza Eskiizmirliler
Veteriner Kontrol ve Araştırma
Enstitüsü-Bornova
BRUSELLOZİS :
Brusellozis, Birleşmiş Milletler Gıda ve
Tarım Teşkilatı (FAO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası
Salgın Hastalıklar Ofisi (OIE) tarafından dünyada en yaygın
zoonozlardan kabul edilmektedir. Enfeksiyon ülkemizde hem
hayvanlarda hem de insanlarda ihbarı mecburi bir hastalıktır.
Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zellanda’da
yıllar süren yoğun çabalarla brusellozis büyük ölçüde eradike
edilmiştir. Buna karşın bazı Güney Avrupa ülkelerinde, özellikle
Akdeniz bölgesi, Orta Doğu, Batı Asya’nın gelişmekte olan ülkelerinde,
Hint Yarımadası, Afrika, Orta ve Güney Amerika’nın bir kısmında insan
ve hayvanlarda yaygınlığını sürdürmektedir.
Brusellozis, genellikle
enfekte hayvanlarla doğrudan temas yoluyla veya infekte hayvanların
akıntıları (genital akıntı, süt, dışkı) ve aborte fötus ile yayılır.
Hastalık yaygın olarak bir sürüden diğer bir sürüye enfekte
hayvanların sokulmaları ile bulaşır.
Hayvanlarda enfeksiyonun inkubasyon
süresinin 2 hafta ile 1 yıl arasında değiştiği bildirilmektedir.
Brusellozis sığırlarda genellikle gebeliğin 5-8. aylarında abort,
gebelik süresini tamamlayarak doğan yavrularda doğum sonrası hemen
ölüm görülebilir. Enfekte anadan doğan buzağılar enfeksiyonu gizli
olarak taşıyabileceklerinden, sürüde hastalığın devamına neden olan
bir enfeksiyon kaynağıdırlar. Bir veya iki abort yapmış inekler
bağışıklık kazanırlar, ancak sürü içinde portördürler.
Mikroorganizma atık veya doğumu takiben uterus akıntılarıyla 15 gün
süreyle yoğun olarak atılır, 2-3 ay sonra temizlenir. İneklerde meme
ve meme lenf yumrularında kalıcı enfeksiyon nedeniyle enfekte
hayvanlar yaşamları boyunca sütle zaman zaman mikroorganizmayı çıkarır
ve insanlar için risk oluştururlar.
Brusellozis, koyun ve keçilerde
genellikle gebeliğin son 2 ayında görülen abortlara neden olur.
Enfekte koyunlar, ortalama 6 ay içinde doğal olarak enfeksiyondan ari
olabilirler, genel olarak 2 ay kadar sütle mikroorganizmayı dışarı
çıkarırlar. Enfekte keçiler ise yaşam boyu enfekte olarak kalırlar.
Brucella intraselüler bir
mikroorganizma olması nedeniyle enfekte hayvanlarda antibiyotik
tedavisi başarılı olmayıp, ekonomik değildir. Ayrıca tedavi ile
portörlük ortadan kaldırılamaz.. Hastalıkla ancak korunma önlemleri
ile mücadele edilebilir.
Brusellozisin kontrolu genel
hijyenik önlemlerin uygulanması, karantina, enfekte hayvanların
sürüden çıkarılmaması ve aşılama yöntemlerine dayanmaktadır.
Brusellozisin enfeksiyonu bir
sürüye girdikten sonra sürünün hastalıktan ari hale getirilmesi güç,
zaman alıcı ve masraflıdır. Ayrıca hayvan sahibi, yakın çevresi ve süt
ürünlerini tüketenler için büyük tehlike söz konusudur. Bu nedenle
hastalıktan korunma çok önemlidir. Hastalığın kontrolünde; ilk basamak
sürüye enfeksiyonu sokmamaktır. Bu amaçla yeni satın alınan
hayvanların serolojik kontrolleri yapıldıktan sonra sürüye sokulmalı
ve bu hayvanlar diğerlerinden ayrı tutularak 30-60 gün sonra
serolojik kontrolleri tekrarlanarak diğer hayvanların yanına
konulmalıdır. Sürüye yeni alınan hayvanların aşı kayıtlarının
bulunması serolojik testlerin değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.
Brusellozisden dolayı abort yaptığı
laboratuvar tarafından tespit edilmiş hayvanlar, hastalığın sürüdeki
diğer hayvanlara bulaşmasını önlemek amacıyla en kısa sürede sürüden
uzaklaştırılmalı, ancak satılmamalı, kesime gönderilmelidir (tüm atık
vakalarında zaman geçirilmeden Bakanlık il ve İlçe Müdürlüklerine veya
bir veteriner hekime başvurulmalıdır). Brusellozisin sürü içinde
yayılmasını önlemek için atık yavru ve yavru zarları derine gömülmeli
üzerine sönmemiş kireç dökülerek kapatılmalı veya yakılmalıdır. Atık
yavrular kesinlikle köpeklere atılmamalıdır. Atığın olduğu yerde
gübreler, altlık dışarı alınarak yakılmalıdır.
- Hayvanların bağışık kılınması amacıyla;
Bilindiği üzere ülkemizde brusellozise karşı sığırlarda B. abortus
S19 aşısı ile koyun ve keçilerde B. melitensis Rev-1 aşısı
kullanılmaktadır. Bu aşıların genel olarak genç ve yetişkin hayvanlara
uygulanan 2 tipi vardır. Genç aşılaması yapılmamış hayvanlara ergin
aşılaması yapılması halinde yeterli koruyucu bağışıklık
oluşmayacağından genç aşılamanın mutlaka yapılması önerilir.
Dünya’da brusellozis ile mücadele
programı genel olarak 3 aşamada gerçekleşir;
I. Aşama: Sürü
prevalansı %5-10 olduğunda genç ve ergin tüm hayvanlara yoğun aşılama
ile hastalık oranı azaltılır.
II.Aşama: Sürü
prevalansı %1’lere düştüğünde sadece gençler aşılanır, erginlere test
ve kesim uygulanır.
III. Aşama: Aşılama
durdurulur, serolojik taramalarda pozitif hayvanlar kesime gönderilir.
Hastalıkla ülkesel olarak mücadele iyi
bir organizasyon, süreklilik, mali kaynak ve yetiştiricilerin aktif
katılımını gerektirmektedir. Bununla birlikte mücadelesi sektörler
arası işbirliğini gerektiren Brucellosis ve benzeri zoonotik
karakterdeki hastalıklarla mücadelede Tarım Bakanlığının yanı sıra
Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İletişim Sektörü, Gıda
Sektörü,Yetiştiriciler ve Mahalli idarelerin koordineli çalışması ile
mücadelede başarılı olunacak, dolayısı ile tüketici korunarak gıda
güvenliği sağlanmış olacaktır.
TÜBERKÜLOZİS :
Sığır Tuberkülozu, bütün dünya için
önemli bir hastalık olduğu gibi, ülkemizde de üzerinde durulması
gereken zoonozlardandır. Memelilerde hastalık yapan tuberküloz
bakterileri, Mycobacterium tuberkulosis ve Mycobacterium bovis’tir.
Myco. tuberkülozis, insandan insana, Myco. bovis, sığırdan insana
bulaşmada rol oynar ve Myco. tuberkülozise benzer klinik belirtilere
ve patogenik lezyonlara yolaçar. Tuberküloz, hayvanlar arasında en çok
sığırlarda görülür. Bunun dışında koyun, keçi, domuz, at ve kanatlılar
gibi evcil hayvanlarla birçok yabanıl hayvanın enfeksiyona duyarlılığı
bildirilmiştir. Hastalığın inkubasyon süresi, mikroorganizmanın
virulansı, dozu, inokulasyon yolu ile ilişkilidir. Hayvanların sıkışık
ahırlarda bir arada bulunmaları, hijyenik koşulların iyi olmaması,
uygun olmayan bakım ve beslenme, infekte hayvan sütleri ile
buzağıların beslenmesi gibi nedenler hastalığın bulaşmasını ve
yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Sığırlarda infeksiyonun başlıca
bulaşma yolları; solunum ve sindirim yolu ile olur. Bundan başka
konjenital, genital ve deri yoluyla bulaşma olabilmektedir.
Sığırlarda tüberküloz
genellikle kronik seyreder. İnfeksiyon pneumoni, arthritis, mastitis,
keratokonjunktivitis, meningitis ve infertilite bozukluklarına neden
olur. Sığırlarda lezyonlar hastalığın yerleştiği organa göre değişir.
Teşhis;
Hastalığın teşhisi için, laboratuvara
hasta hayvanlardan toplanan idrar, süt, uterus akıntısı ve sperma
hastalıktan ölen hayvanlardan alınan lezyonlu doku ve organlar
gönderilir. Hastalıktan şüpheli hayvanlardan toplanan örnekler, soğuk
zincirle laboratuvara gönderilmelidir. Sıcak hava koşullarında
kontaminasyonu önlemek için bakteriostatik madde olarak borik asit
katılır. Sığır tüberkülozunun teşhisinde bugün allerjik ve serolojik
testler kullanılmaktadır. Direkt teşhis de en çok kullanılan test
allerjik deri testi olup, fluoresan antikor tekniği, radio-immuno
assay, elisa, gamma IFN, EIA, PCR, kromatografi ve DNA finger printing
gibi testler kullanılmaktadır.
Bugün gelişmiş ülkelerde
sığır tüberkulozisi eradike edilmiş veya ileri düzeyde kontrol
edilebilir durumdadır. Bu ülkelerde Tuberkülozun prevalansına
bakıldığında ülkemizde etkili bir eradikasyon çalışmasının gerektiğini
göstermektedir. Hastalığın eradikasyonuna yönelik 1986 yılından bugüne
kadar ülkesel bir eradikasyon projesi uygulanmamasına karşın uzun
yıllardır çeşitli resmi kurum ve kuruluşlardaki hayvanlarda tuberküloz
mücadelesi sürdürülmektedir
Dünyada sığır tuberkülozunun
eradikasyonu amacıyla değişik metodlar izlemiştir. Bu metotlar başlıca
şöyle sıralanabilir;
Test ile reaktörlerin ayrımında,
sürülerde tüberkülin testi ile reaktörler tespit edilerek sütleri ve
yavruları ayrılır. Avrupa’da ilk dönem eradikasyon çalışmalarında bu
yöntem uygulanmıştır.Özellikle tüberküloz prevalansının yüksek olduğu
ülkelerde önerilen bu metot, reaktörlerin ayrı tutulması için bir yer
bulunması ve etkili bir ayrımın yapılmasının güçlüğü nedeniyle
dezavantajlıdır.
Tuberkuloz eradikasyonunda etkili diğer
bir yöntemde sürünün tuberkülin ile test edildikten sonra reaktörlerin
kesime gönderilmesidir, bu işlem sürüler reaktör kalmayıncaya kadar
test sonrası kesime gönderilir. Başarılı eradikasyon için etkili bir
yöntemdir.
Diğer bir program bir sürüde ise
tuberkuloz reaktörü tespit edilen sürünün kesime gönderilmesi olup,
maliyeti yüksek olması dolayısıyla küçük sürü ve işletmelerde tercih
edilir.
Sürü tuberkuloz prevalansı %1’in altında
ise ve sığırlar düzenli test ediliyorsa, kesimlerin
kontrol edildiği ve enfekte sürülerin
geriye dönüşümlü izlendiği bir program uygulanabilir. Bu programda
uygun kesimhaneler, zorunlu tanı ve (ciddi-düzenli) stok kayıt sistemi
olmalıdır. Yine A.B.D.’de ve Almanya’da uygulanan gönüllü tuberkuloz
eradikasyon kampanyaları bireysel çiftliklerde başlar, bunu zorunlu
eradikasyon programları izler. Gönüllü kampanyalar, eradikasyonda en
ideal kontrol şeklidir. Anca bir bölgenin veya ülkenin sığır
tuberkulozu yönünden ari olması isteniyorsa zorunlu programlar
seçilebilir. Yine etçi ve sütçü çiftliklerde gönüllü programlar
izlenerek sürü sağlığının takibi yapılır. Sürülerin sağlıklı olması
sağlanır. Bu tip sürüler ödüllendirilir, bu uygulamanın daha geniş
alanlara yayılması sağlanır.
Sığır tuberkulozunda ari ülke ve bölgeler
oluşturmak amacıyla yapılan projelerde sığır populasyonunun sayısı,
bölgelere göre dağılımı, hayvan hareketleri ve en önemlisi parasal
kaynak sağlanması gerekmektedir. Sığır tuberkulozunu yok etmede
uygulanacak ülkesel proje ve programlar, insan sağlığı ön planda
tutularak hazırlanmalıdır.
Ülkemiz süt sektörünün Avrupa Birliği
ülkelerine süt ve süt mamülleri ihracatı yapabilmesi için sığırlarda
Brucellozis ve Tüberkülozis hastalıklarından ari işletmeler
oluşturulacaktır.
2005 yılı hayvan hastalık ve zararlıları
ile mücadele programı gereği Brusellozisden ari işletmeler oluşturmak
amacı ile Balıkesir, Edirne, İstanbul, İzmir, Kırklareli,
Kahramanmaraş, Tekirdağ, Eskişehir ve Konya illerinde program
doğrultusunda yoğun genç aşılaması, yine aynı program gereği
Tuberkülozisden ari işletmeler oluşturmak amacı ile yukarıda
belirtilen illerde süt tesislerinin sütü temin ettiği işletmelerde
Tüberkülin testi uygulanmaktadır.
Kaynaklar:
1-Akçay, E.(2003):Sığır
Tüberkülozu.Etlik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Web
Site.
2-OIE Manuel of Diagnostic Tests
and Vaccines for Terrestrial Animals (2004): Bovin
Brucellozis Chapter 2.3.1
3- OIE Manuel of Diagnostic Tests and
Vaccines for Terrestrial
Animals (2004): Bovin Tuberculozis Chapter 2.3.3
4-Koneman, E.W., Allen, S.D, Janda,W.M.,
Schreckenberger, P.C., Winn, W.C. (1992)
: Mycobacteria in: Diagnostic Microbiology, 4th Ed: J.B.
Lippincott Comp., Philadelphia, p.: 703-755.
5-Quinn, P.J., Carter, M.E., Marley,
B.K., Carter, G.R. (2002) :
Mycobacteria in Clinical Microbiology p.:156-165.
6-Quinn, P.J., Carter, M.E., Marley,
B.K., Carter, G.R. (2002) :
Brucella species in Clinical Microbiology p.:261-267.
7- Hayvan Hastalık Ve Zararlıları İle
Mücadele Programı (2005):
T.C Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü. Sh:22-24,
Ankara.
|