|
BAKTERİYEL BÖBREK HASTALIĞI
Bacterial Kidney Disease
Necla TÜRK
Uzman Vet.
Hekim
Hastalık Renibacterium salmoninarum tarafından oluşturulan vücut
yüzeyinde irinli kabarcıklar ile ülserlerin oluşması, böbreklerin
dejenerasyonu ile karakterize kronik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık
ilk 1930’lu yılların başında İskoçya’da Atlantik salmonlarında
bildirilmiştir. Hastalık etkeninin izolasyon ve identifikasyonu ise 1950
yılında Earp tarafından yapılmıştır. Kronik seyirli bir enfeksiyon olmasına
rağmen yoğun stres ve kötü çevre koşullarına bağlı olarak subakut olarak da
görülebilir. Hastalığa bütün salmonidler duyarlıdır. Özellikle göl
alabalıklarında, Pasifik ve Atlantik salmonlarında ciddi kayıplara yol açar.
Gökkuşağı alabalıkları hastalığa en dirençli balık türüdür. Özellikle tatlı
sudan deniz suyuna adaptasyon esnasında veya yumurtlama döneminde klinik
belirtiler ortaya çıkmaktadır.
Hastalık Avustralya, Yeni Zelanda ve Sovyetler Birliği hariç
salmonidlerin bulunduğu dünyanın bir çok bölgesinden bildirilmiştir.
ETİYOLOJİ
Etken gram-pozitif bir kokobasil olan Renibacterium salmoninarum’dur.
Obligatif bir bakteri olan etken balık dışında hızla ölür. Sporsuz, kapsüllü
ve hareketsiz olan etken 0.3-0.5 mikron ile 0.6-1.0 mikron boyutlarında ve
aside dirençli değildir. Etken ile yapılan deneysel çalışmalarda salmonidler
dışındaki tatlı su ve deniz balıklarının bazılarında enfeksiyon şekillenmiş
ve ölümler meydana gelmiştir.
Renibacterium salmoninarum’un besiyerlerinde üretilmesi oldukça
güçtür. Etken bileşiminde L-Cystein HCI, sığır serumu ve insan kanı bulunan
besi yerlerinde üreyebilir. İlk kültürler 150C’de inkube
edilmekle beraber, subkültürleri 180C’de yapılmaktadır.
İnkubasyondan 3 hafta sonra pigmentsiz, krem renginde, parlak, düzgün
yaklaşık 2 mm çapında koloniler şekillenir. Günümüzde bakteri için spesifik
geliştirilmiş olan olan besiyerleri Kidney Diseases Medium (KDM-2), Kidney
Diseases Medium Charcoal Agar (KDMC) ve Selektif Kidney Diseases Medium (SKDM)
mevcuttur. Etken Kanlı Agar ve Tripticase Yeast Agar’da sistein suplementi
katıldığı takdirde üremekte bazı suşlar homojen bulanıklık bazıları ise
dipte tortu oluşturmaktadır.
Mikroskobik olarak R. salmoninarum sıklıkla çiftler, kısa
zincirler veya özellikle balık dokularında pleomorfik Çin Harfleri şeklinde
görülür. Dokudan yapılan direkt boyamalarda etken Pseudokidney Diseases
etkeni Lactobacillus piscicola ile karışabilmektedir. R. salmoninarum’dan
genel besiyerlerinde kolay üremesi ve anti-Renibacterium salmoninarum serumu
ile de reaksiyona girmemesi ile kolayca ayırt edilebilmektedir. Etken diğer
gram-pozitif bakterilerden L-sisteine olan gereksinimi ile ayrılmaktadır.
EPİZOOTİYOLOJİ
Balıklar oral yolla veya deri yoluyla enfekte
olmaktadırlar. Enfeksiyon kaynağı olarak kontamine yemler, kontamine sular,
enfekte balıklar bildirilmektedir. Etken hasta balıkların dışkıları ile
saçılmakta ve 21 gün dışkıda ve havuz suyunda canlılığını
sürdürebilmektedir.
Etkenin döllenmiş yumurtanın içinde bulunması ve vertikal yolla
bulaşması enfeksiyonun yayılmasında en önemli faktördür. Yumurta
dezenfeksiyonu ile etkenin bulaşması önlenememektedir.
Hastalığın bulaşmasında çiftlikteki non-salmonid balıklar,
ektoparazitler, yumuşakçaların rolü olduğuda düşünülmektedir. Ayrıca
kuşların etkeni çiftlikten çiftliğe mekanik olarak taşıdığı sanılmaktadır.
Hastalığın ortaya çıkışında su ısısının yanı sıra, su sertliği, tuzluluk,
kötü çevre şartları, sudaki mineral madde noksanlıkları ve diyette C
vitamini eksikliği de önemli rol oynamaktadır. Ayrıca hastalık ile mevsimler
arasında bir ilişki olup, salgınlar sonbahar ve kış aylarında yani su
ısısının düştüğü dönemlerde ortaya çıkmaktadır.
PATOGENESİS
Hastalıkta doğal enfeksiyonun nasıl oluştuğu tam olarak
anlaşılamamıştır. Deneysel enfeksiyonların ise oral yoldan çok deri
lezyonları yolu ile daha çabuk oluştuğu tespit edilmiştir. Enfeksiyon
kronik seyirli olup yapılan çalışmalar, inkübasyon süresinin 1-3 ay veya
daha fazla olabildiğini ortaya koymuştur. İnkübasyon süresinin uzunluğu su
ısısına, konakçıya ve bakterinin virülens özelliklerine bağlıdır. Hastalık
genellikle su ısısının aniden değiştiği zamanlarda ortaya çıkmaktadır.
Ölümler 10-15 gün içerisinde yavaş yavaş başlamaktadır.
Klinik semptomların gelişmesinden sonra % 80’lere varan ölümler görülür.
Hedef organ böbrekte bulunana R. salmoninarum özellikle toplama kanallarında
yoğunlaşır ve normal filtrasyona engel olur. Böbrek ve karaciğer dokusunda
gelişen büyük granuloma tarzı lezyonlar sonucu balıklar ölmeye başlar. Aynı
zamanda etkenleri içeren fagositik hücrelerin miyokardiuma saldırmaları
sonucu ve makrofajlardan salgılanan hidrolitik enzimler sonucu kalp
dokusundaki yıkım nedeniyle de ölümler şekillenir.
Gökkuşağı alabalıklarında enfeksiyon 15 ay sonra böbrekte bowman kapsülünde
adhezyon, fibriosis, kapsülde kapiller şişmeler ve proksimal tübüllerde
dejenerasyonlar görülür. Aynı zamanda heamopoetik dokuda yıkımlanmalar
oluşur.
SEMPTOMLAR
Klinik bulgular hastalığın son aşamasında ortaya çıkar. Berrak
ve veya bulanık bir sıvıyla dolu deri kabarcıkları, bunların patlaması
sonucu oluşan yüzeysel ülserler, nadir olarak da kaslarda kanlı kazeöz veya
nekrotik odaklar gözlenir. Anemiye bağlı olarak solungaçlarda ve yüzgeçlerde
solgunluk, renkte koyulaşma, ekzoftalmus, abdominal şişlik, anüs civarında
hemorajiler, yavaş yüzme görülür. İnternal olarak abdominal ve perikardial
boşluklarda hemorajilerin miktarına bağlı olarak değişen oranlarda
bulanıklıkta sıvı, iç organlarda membranöz tabakalar karakteristik olarak
böbrekte nadir olarak ta karaciğer ve dalakta krem-beyaz renkli granülomatöz
lezyonlar bulunmaktadır. İlerlemiş vakalarda böbrek büyür ve nekrotik hale
gelir ve perikarditis şekillenir. Ayrıca hastalık asemptomatik olarak da
seyredebilmektedir.
Histopatolojik olarak belirlenen lezyonlar çoğunlukla
heamopoetik dokularda, karaciğer, kalp ve iskelet kaslarında ve hastalığın
son döneminde diğer organlarda da görülebilen kronik gronulomların
oluşmasıdır. Granulomlar çoğu kez büyük, epiteloid hücreler ve infiltre
olmuş lenfoid hücreler tarafından sarılmış bir nükleusdan oluşmaktadır.
Hasta balıkların hematokrit değerlerinde azalma, plazma proteinlerinde
düşmeler vardır.
TEŞHİS
Hastalığın tanısında klinik belirtiler, purulent
lezyonlardan alınan örneklerden izolasyon ve identifikasyon ile
histopatolojik bulgular önem taşır. Lezyonlardan hazırlanan preparatlarda
gram-pozitif küçük çomakçıkların veya diplobasillerin görülmesi hastalığın
teşhisine yardımcı olmaktadır.
Hastalık klinik olarak frunkulosis, ülser hastalığı gibi vücut
yüzeyinde lezyonlarla seyreden enfeksiyonlarla karışabilmektedir.
Kesin tanı için hastalıklı organlardan etken izolasyonu ve
identifikasyonu yapılmalıdır. Bu amaçla KDM-2, SKDM, KDMC besi yerlerine
ekimler yapılarak 150C’de en az 3 hafta (6-8 hafta) inkube
edildikten sonra üreyen kolonilerin morfolojik ve biyokimyasal özellikleri
araştırılarak yada serolojik testlerden yararlanılarak identifikasyona
gidilir. Teşhiste Floresan Antikor Testi (FAT), İndirekt Floresan Antikor
Testi (IFAT), ELISA, Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) teknikleri de
kullanılmaktadır.
SAĞALTIM
Bakteriyel böbrek hastalığı kemoterapötikle veya ilaç ile
sağaltımı güç olan hastalıklardan biridir. Etken intraselüler (hücre içi)
bir karaktere sahip olup, konağın fagositik hücrelerinde yaşayabilmekte ve
çoğalabilmektedir. Ayrıca etken alışılmış ilaçlara karşı yüksek oranda
duyarlı değildir. Bu nedenle tedaviye son verildiğinde nüksler
görülmektedir. Hastalığın tedavisi konusunda yapılan çalışmalarda
eritromisin 250mg/kg dozunda 21 gün süreyle uygulandığında ölümlerin kontrol
altına alındığı bildirilmiştir. Bazı sülfonamid grubu ilaçların hastalığın
kontrolünde etkili olduğu tespit edilmiştir. Kullanılan ilaçların yüksek
dozda ve uzun sürede kullanılması toplum ve çevre sağlığı, toksisite ve
bakteriyel dirençlilik konularında sorun yaratmaktadır.
KORUNMA ve
KONTROL
Enfeksiyonun
kontrolünde korunma tedbirleri çok önemlidir. Etkenin intraselüler bir
bakteri olması, fagositik hücrelere ve yumurtaya girebilmesi burada yaşayıp
çoğalabilmesi nedeniyle tedavi etkili olmamakta, uzun zaman ve masraf
gerektirmektedir. Bu nedenle bilinmeyen yerlerden yumurta, yavru ve anaç
balık alırken dikkatli olunmalı ve sertifika istenmelidir. Enfeksiyonun
kontrolünde;
-Yurtdışından ithal edilen alabalık yumurtaları BKD yönünden muayene
edilmelidir,
-Üretimde kullanılan su kalitesi kriterleri devamlı olarak izlenmeli ve
stres oluşturacak çevre koşulları düzeltilmelidir,
-Hastalık etkenini taşıyacak gıdalar sterilize edilmeden verilmemelidir,
-Enfekte yerlerden yumurta ve balık alınmamalıdır,
-Yumurta dezenfeksiyonu (her ne kadar yumurta içindeki etkene etkili
olmamakta) uygulanmalıdır,
-Enfeste balık stoklarının hareketleri önlenmelidir.
-Bulaşmada rol oynayacak kuşlar ve diğer olası vektörler ile ilgili önlemler
alınmalıdır,
-Hasta balıklar hemen uzaklaştırılmalı, havuz ve ekipman dezenfeksiyonu
yapılmalıdır.
-Yemlerin kaliteli olmasına, riskli mevsimlerde vitamin takviyeleri
yapılmasına dikkat edilmelidir.
Aşı ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir. Geliştirilen bazı
aşıların deneme sonuçları olumlu bildirilmesine rağmen henüz ticari bir aşı
yoktur.
|