|
AVIAN INFLUENZA
(kuş gribi)
(Fowl Plague, Pestis Avium, Kanatlı İnfluenzası,Tavuk Vebası, Kuş
Gribi)
Dr. Fethiye ÇÖVEN
Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma
Enstitüsü- İZMİR
Tavuk vebası ve kuş gribi olarak da bilinen avian influenza (AI) evcil ve yabani
kanatlılar ile memeli hayvanların çoğunda solunum ve sindirim sistemine ait
belirtilerle birlikte yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden oldukça
bulaşıcı olan, insanlardaki grip benzeri bir hastalıktır.
Tavuk vebası tüm dünyada büyük ekonomik kayıplara neden olan bir hastalık olup
tavukçuluk sektörünü tehdit eden en önemli viral hastalıklardan biri olarak
kabul edilmektedir. Hastalığın zoonoz karakterde olması yani hayvanlardan
insanlara bulaşması ve insanlarda da ölümcül vakalara sebep olması hastalığın
önemini daha da arttırmaktadır.
Hastalık etkeni Orthomyxoviridae familyasından Influenza gurubuna ait, tek
sarmallı, RNA karakterinde genetik madde taşıyan Influenza A virusudur.
Influenza viruslarının 3 tipi identifiye edilmiştir. Bunlar Influenza A,B ve C
tipleridir. B ve C tipleri yalnız insanlarda hastalık oluşturur. A tipi ise
insan, at, balina, domuz, Amerikan vizonu ve kanatlılarda hastalık oluşturur.
Influenza virusunun patojenitesi alt tiplere göre değişiklik gösterir. Avian
influenza tahribat gücü büyük olan bir hastalıktır. Bugün, bütün oldukça
patojenik izolatlar influenza A viruslarının H5 ve H7 alt tipleri olarak
belirlenmiştir. Bu suşlar % 100'lere varan düzeyde ölümlere sebep olabilirler ve
evcil türlerde oldukça büyük ekonomik kayıplar oluştururlar. Diğer suşlar ya çok
az hastalık belirtisine sebep olurlar ya da hiç farkedilmezler. Fakat bununla
beraber bu ailede yer alan Influenza viruslarının antijenik yapılarının hızla
değişim eğilimleri vardır. Düşük patojeniteye sahip suşlar değişime uğrayarak
hızla gerçek öldürücü suşlar haline dönüşebilir.
Öldürücü bir hastalık olan avian influenza'nın etkeni birçok ülkede izole
edilmiştir. Influenza virusları ılıman ve kutuplara yakın bölgelerdeki insan,
domuz ve at popülasyonlarında belirli zamanlarda, özellikle kış mevsiminde,
tropikal ve subtropikal bölgelerde ise bütün yıl boyunca görülmektedir. Tavuklar
ve deniz memelilerinde herhangi bir zamanda influenza salgını çıkabilir. Avian
influenza virusu Uzakdoğu, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Avrupa'da izole
edilmiştir. Hastalık özellikle Afrika ve bazı Asya ülkelerinde enzootik tarzda
bir seyir göstermektedir. Hastalığın Türkiye'de varlığı henüz tespit
edilmemiştir.
Virus
daha çok ördeklerden izole edilmekle birlikte sülün, evcil kaz, bıldırcın, tavus
kuşu, muhabbet kuşu, martı, bataklık kuşları, keklik, deniz kuşları, beç tavuğu
ve papağan cinslerinden de izole edilmiştir.
Göçmen kuşlar influenza virusunun ana taşıyıcısı olarak bilinirler ve bulaşmada
önemli rol oynamaktadırlar. Bu kuşlar solunum yolu, konjuktivadan ve dışkıları
ile büyük miktarlarda virusu saçarlar ve bunların göç etmeleri nedeniyle virusu
bir bölgeye, ülkeye ya da kıtaya hızla yayarlar. Evcil kanatlıların aksine
doğada serbest olarak yaşayan kuşlarda influenza virusundan dolayı belirgin ve
tipik bir hastalık tablosu şimdiye dek bildirilmemiştir. Salgınlar
genellikle kuşların göç yollarına yakın yerlerde olmaktadır. Uzun mesafe kateden
kuşlar çok yorgun ve stresli olduklarından bunların virus saçımı artar, bunlar
acıktıkları zaman kendilerine ticari kanatlı alanlarının yakınlarındaki
yem kaynaklarında yem ararlar. Bu durum ticari stokların yabani kuşlar
tarafından enfekte olmaları şansını arttırır. Enfeksiyonun evcil kanatlılara
yayılması çoğunlukla enfekte dışkılardan kontaminasyon ile olmaktadır. Bu
bölgede bulunan ticari kanatlıların yabani kuşlarla direk teması ile de
olabilir. Alternatif olarak personel ve ekipman gibi indirek vektörlerle de
enfekte materyal kümesteki hayvanlara bulaştırılabilir. Rüzgarla yayılma
muhtemelen çok yakın kümesler arasında olur çünkü virusun hava yolu ile
taşınması birkaç kilometre ile sınırlıdır. İnsanlar ve aktiviteleri
virusun kanatlı yetiştirilen alanlar içerisinde en etkili yayılma metodudur.
Vertikal bulaşma yani yumurta yolu ile anneden civcive bulaşma ile ilgili kesin
bir kanıt bulunmamakla beraber enfekte hayvanlardan elde edilen yumurtaların
kabuklarında etkenin varlığı saptanmıştır.
Klinik Belirtiler:
Avian İnfluenza enfeksiyonunda klinik semptomlar çeşitlidir ve virus suşlarının
virulensi, etkilenen tür, yaş, çevre ve aynı anda seyreden bakteriyal
hastalıklar semptomların üzerine etkilidir.
Hastalığın kuluçka süresi 3-5 gündür. Genellikle 24-36 saatte hastalık kendini
gösterir. Hastalar 1-7 gün içerisinde ölürler. Hasta hayvanlarda vücut ısısı
yükselir, tüyler kabarır, şiddetli ishal vardır. Yumurta verimi azalır ya da
tamamen durur. Hasta hayvanlar iştahsızdır, göz kapakları kapanabilir,
konjuktiva şişmiş ve kırmızı renktedir. Sakal ibik ve gözlerin çevresinde
karakteristik olarak ödem ve siyanoz şekillenir. Ödem boyun ve göğüs bölgesine
de yayılabilir. Glottisteki ödem boğulma ile sonuçlanan solunum güçlüğüne neden
olur. Solunum güçlüğü ile birlikte burun deliklerinden grimsi kanlı bir eksudat
gelir. Özellikle hindi palazlarında solunum yollarının tıkanması ilgi çekicidir.
Hayvanlarda ani bir ürküntü olduğu taktirde kitle halinde ölümler meydana gelir.
Hastalanan hayvanlar çoğunlukla iki gün içerisinde ölürler. Akut dönemi atlatan
hayvanlarda eksitasyon, konvulsiyonlar veya dönme hareketleri ve ataksi dahil
olmak üzere sinirsel belirtiler, inkoordinasyon, yürüyememe ve ayakta duramama
gibi klinik bulgular gözlenir. Yumurta verimindeki ani düşüşün yanısıra yumurta
kabuğunda renk açılması, kalitesinde bozukluk şekillenmesi ve incelme dikkat
çekici şekilde artar.
Genellikle hızla beliren solunum ve sindirim sistemi problemlerine ek yüksek
ateş bulguları Newcastle hastalığına benzerlik gösterir. Klinik belirtilere
bakılarak hastalık teşhis edilemez.
Otopsi Bulguları:
Patolojik bulgular virusun virulensine ve kanatlı türlerine göre değişkenlik
gösterir. Ölüm sertliği ölümü takiben hemen şekillenir. Ani ölümlerde herhangi
bir lezyon belirlenemezken ileri safhalarda dehidrasyon, karın yağları da dahil
kaslarda, iç organlarda kanamalar, baş ve boyunda deri altı ödemler, burun ve
ağızdan akıntılar, sternumun iç yüzünde peteşiler, böbrekte, yumurtalıklarda, ön
midede taşlıkta ve bilhassa bağırsak mukozasında kanamalar gözlenir. Derinin
karkastan sıyrılmasıyla deri altı dokularda saman sarısı renkte berrak bir
sıvıya rastlanır. Kan damarları çoğunlukla tıkanmıştır. Karaciğer, dalak ve
böbreklerde sarıdan griye kadar değişen odaklar, kanama ve nekrotik bozukluklar
görülür. Özellikle uzun süreli enfeksiyonların görüldüğü olgularda sinüzitis,
fibrinöz perikarditis ve peritonitis gözlenir. Yumurta tavuklarında
yumurtalıklarda kanamalar veya nekrotik odaklarla birlikte dejenerasyonlarda
görülür.
Teşhis:
Klinik semptom, anemnez, otopsi bulguları kesin teşhis için yeterli değildir.
Hastalığın kesin teşhisi laboratuvarda virusun izolasyonu ve identifikasyonu ile
mümkündür.
Laboratuvarda teşhis çalışmalarında hemaglutinasyon inhibisyon (HI), virus
nötralizasyon (VN), agar jel presipitasyon (AGP), enzym linked immunosorbent
assay (ELISA) gibi serolojik testlerden de yararlanılmaktadır.
Özellikle ilk izolasyonda Newcastle hastalığının elimine edilmesi yönünden HI
testi pratik öneme sahiptir. Serolojik testler bilhassa epidemiyolojik
çalışmalarda ve saha koşullarındaki salgınların belirlenmesinde kullanılır.
Laboratuvara serolojik muayeneler için gönderilecek olan serum için sürünün %
1'inden kan alınmalıdır. Alınan kanlar pıhtılaştıktan sonra çizilerek serumu
çıkarılmalı ve mümkünse serum gönderilmelidir.
Avian İnfluenza klinik olarak İnfeksiyöz Bronşitis, İnfeksiyöz Laryngotracheitis,
Tavuk kolerası, Newcastle hastalığı, Mikoplazma enfeksiyonları ve Marek
hastalığının bazı formları ile karışabilmektedir.
Hastalığın teşhisi için laboratuvara marazi
madde gönderme usulleri:
Hasta veya ölen civciv ve piliçlerden birkaç tanesi, hastalar altı ve yanı
kapalı kafeslerde, ölüler plastik torbalarda kutu içerisinde en kısa zamanda ve
en seri vasıta ile laboratuvara gönderilmelidir.
Bu
materyaller tipik vakalardan seçilmelidir. Hasta veya ölenlerin bütün olarak
gönderilemediği durumlarda hastalığın tipik belirtisini gösteren hayvanların iç
organları aseptik koşullarda çıkarılarak histopatolojik muayeneler için % 10
formol ihtiva eden kavanozlara, diğer muayeneler için % 50 gliserinli fizyolojik
tuzlu su (FTS) bulunan kavanozlara konularak laboratuvara gönderilmelidir.
Hastalığın zoonotik önemi dikkate alınarak otopsi ve marazi madde alma
işlemlerini yaparken maske ve eldiven kullanılmalıdır.
Korunma:
Avian Influenza hastalığına yönelik bir tedavi yoktur. Birçok ülkede ihbarı
mecburi hastalıklar arasındadır ve devletçe kontrolü esas alınmıştır. Sürünün
direncini arttırmak için yem ve sularına vitamin, sekonder enfeksiyonları
önlemek için yeme antibiyotik katılır.
Hastalıktan korunmak amacıyla dışarıdan sürüye kesinlikle hayvan katılmaması ve"all
in - all out" hepsi içeri - hepsi dışarı sistemi kuralına uyulması gerekir.
Kümeslere yabani kuş ve rodentlerin girişi engellenmeli, kanatlılarla yabani
kuşların, özellikle su kuşlarının kontaktları titizlikle önlenmeli, bakıcıların
dışında kümeslere kimsenin girişine izin verilmemeli, kümes girişlerine
dezenfektanlı küvetler konulmalıdır. Kümeslerin etrafındaki alanlar temizliği
kolay olan ve dezenfekte edilebilen malzemelerden yapılmalıdır.
Etken çevre koşullarında özellikle soğuk ve nemli ortamlarda oldukça uzun bir
süre canlılığını sürdürebilir. Saha da virusun inaktivasyonu için kullanılan
başlıca dezenfektanlar sodyum hipokloritin % 2'lik solüsyonu, iyodin,
formalin +permanganat, quarterner amonyum bileşiklerinin % 4'lük solüsyonu ,
kalsiyum hidratın (kireç sütü) %3' lük solüsyonu, kresilik asitin % 2.2'lik,
sentetik fenollerin % 2'lik solüsyonudur.
Virus hasta hayvanların nasal sekresyonları ve gaitaları ile etrafa saçılır ve
kümes şartlarında 5 hafta kadar canlılığını sürdürür. Dokularda, dışkı ve suda
uzun süre canlı kalır. Bu nedenle hastalığın kontrolünde en önemli problem
gübredir. Virus dışkıda yüksek orandaki nem ve düşük ısıda canlılığını daha uzun
süre sürdürür. Enfekte gübrede 4 oC'de30-35 gün, 20 oC'de
7 gün, kış mevsiminde sulu dışkıda 105 gün canlı kalır. Bu nedenle kümeslerin
periyodik dezenfeksiyonu, temizliği, havalandırması, gıda ve su hijyeni, kümes
ısısı ve rutubeti, hayvan bakıcılarının temiz tulum, dezenfekte edilmiş çizme ve
eldiven kullanmaları sağlanmalıdır.
Avian
Influenza hastalığına karşı hazırlanmış olan aşılar klinik semptomların
gelişmesini önler fakat enfeksiyonun gelişmesini engelleyemez. Genellikle az
patojen suşları taşıyan hayvanların aşılandıklarında genetik değişim ya da
mutasyon ile bu suşların çok patojen suşlara dönüşme ihtimali vardır. Aşılı
hayvanlar virulent virusu saçmaya devam eder ve aynı zamanda da serolojik
kontrole engel olur. Bu nedenle de aşılama tavsiye edilmemektedir.
Oldukça Patojen Avian Influenza (HPAI)
Etiyoloji:
Etkenin
klasifikasyonu: Virus
Orthomyxoviridae familyasından, Influenza gurubuna ait RNA karakterinde genetik
madde taşıyan İnfluenza A virusudur. Patojenitelerine göre değişmek üzere,
kanatlı türlerinden izole edilen birçok serotip bulunmaktadır. Bugün, bütün
oldukça patojenik izolatlar Influenza A viruslarının H5 ve H7 subtipleridir.
Bununla beraber tüm H5 ve H7 subtipler patojen değildir.
Fiziksel ve
Kimyasal etkenlere direnci:
Isı:
56 oC'de 3 saatte, 60 oC'de 30 dak.da inaktive olur.
pH:
Asit pH'larda inaktive olur.
Kimyasal
maddeler: Okside edici ajanlar sodium
dodecyl sulphate, lipid solventler, B-propiolactone ile inaktive olur.
Dezenfektanlar:
Formalin ve iodin bileşikleri tarafından inaktive olur.
Virusun direnci
: Dokularda, dışkıda ve aynı zamanda suda uzun süre canlılığını sürdürebilir.
Epidemiyoloji:
§
Oldukça
bulaşıcıdır
Konakçı:
§
Oldukça
patojenik avian Influenza izolatları başlıca tavuk ve hindilerden sağlanmıştır.
§
Bütün
kanatlı türlerinin infeksiyona hassas olduğu kabul edilmektedir.
Bulaşma
§
İnfekte
hayvanların sekresyonları ile, özellikle dışkı ile direk temas
§
Kontamine
yem,su ekipman ve kıyafetlerle
§
Klinik
olarak normal su kuşları ve deniz kuşları virusu sürülere bulaştırabilir.
§
Kırık ve
çatlak kontamine yumurtalar civcivleri kuluçka makinasında iken infekte
edebilir.
Virus kaynağı
§
Dışkı,
respiratorik sekresyonlar
§
Oldukça
patojenik viruslar infekte dışkıda aynı zamanda dokularda ve suda uzunca bir
süre canlı olarak kalabilir.
Yayılışı :
Apatojenik ve düşük
patojenik (mild) avian influenza A virusları dünya çapında ortaya çıkar. Oldukça
patojenik avian influenza A (HPAI) viruslarının H5 ve H7 subtipleri Avrupa ve
diğer ülkelerde zaman zaman yabani kuşlardan izole edilmiştir. HPAI'nin sebep
olduğu hastalık salgınları ABD'de Pennsilvanya çevresinde 1983-84'de rapor
edilmiştir. Son zamanlarda Avusturalya, Pakistan ve Meksika, İtalya, Hollanda,
Belçika, Almanya, Uzakdoğu, Rusya’da hastalık salgınları şekillenmiştir. Son
günlerde de Türkiye, Romanya ve Yunanistan’da göçmen kuşlar tarafından
getirildiği sanılan Avian Influenza ( H5N1) vakaları rapor edilmektedir. Düşük
patojeniteli H5 viruslarının mutasyona uğrayabildiği ve oldukça patojenik hale
geldiğine dair kanıt vardır. HPAI infeksiyonları çok nadir olarak görülebilir ve
aynı zamanda H5 ya da H7 subtipleri olabilen düşük patojeniteye sahip viruslarla
karıştırılmamalıdır.
Teşhis
İnkübasyon periyodu
3-5 gündür.
Klinik Teşhis
§
Şiddetli
depresyon, iştahsızlık
§
Yumurta
veriminde oldukça bariz ani bir düşüş
§
Şişkin ve
siyanotik ibik ve sakallarla karakterize yüz ödemi, göz çevresinde, ibik ve
sakallarda siyanoz ve ödem
§
İnternal
zarların yüzeylerinde peteşiyal kanamalar
§
Ani ölümler
(mortalite %100'e varabilir)
§
Kesin teşhis
için virus izolasyonu gereklidir.
Lezyonlar
Tavuklarda
§
Ani ölüm
vakalarında lezyonlar bulunmayabilir
§
Kaslarda
şiddetli kanamalar
§
Dehidrasyon
§
Baş ve boyun
bölgesinde subcutan ödemler
§
Burun ve
ağız boşluğunda irinli akıntı
§
Konjuktiva'da şiddetli kanamalar, bazen peteşiler
§
Tracheanın
lumeninde yoğun mukoz exudatı, ya da şiddetli hemorajik tracheitis
§
Sternum'un
iç kısmında serosada ve abdominal yağlarda, serosal yüzeylerde ve vücut
boşluğunda peteşiyal kanamalar.
§
Böbreklerde
ağır kanamalar, bazen tubuluslarda ürat birikintileri ile birlikte
§
Ovaryumlarda
hemorajiler ve dejenerasyon
§
Proventrikulusun mukozal yüzeyinde, özellikle taşlık ile birleşme yerinde
hemorajiler,
§
Taşlık'ın iç
tabakasında hemorajiler ve erozyonlar (ülserler)
§
Bağırsak
mukozasındaki lenfoid dokularda hemorajik odaklar,
Hindilerdeki
lezyonlar tavuklarda görülenlerle benzerdir, fakat aynı derecede belirgin
olmayabilir.
Ördekler HPAI ile
infekte olabilir ve virusu saçabilir, klinik semptomları ya da lezyonları
göstermeyebilir.
Karıştığı
Hastalıklar
§
Newcastle ve
diğer PMV inf.
§
Infeksiyöz
Bronşitis
§
İnfeksiyöz
Laryngotracheitis
§
Akut Gumboro
§
Mikoplazma
infeksiyonları
§
Marek
hastalığının bazı formları
§
ORT (Ornithobacterium
rhinotracheale)
§
Klamidiozis
§
Koli
septisemi
§
Kolera
§
Akut
Zehirlenmeler
Laboratuvar
Teşhisi
Yöntemler
Etkenin
identifikasyonu
§
9-11 günlük
embriyolu SPF tavuk yumurtasına inokulasyonu izleyerek
q
hemagglutinin görülmesi
q
immundiffüzyon
testi Influenza A virusunun varlığını teyit eder,
q
Monospesifik
antiserumlarla sub-tiplerin ortaya konulması
q
Suş
virulensinin değerlendirilmesi: 4-8 haftalık yaştaki piliçlerde IVPI'nin
değerlendirilmesi
Serolojik
Testler
q
HA-HI
testleri
q
AGID testi
q
ELISA
Materyaller
Etkenin
identifikasyonu
§
Canlı
hayvanlardan tracheal ve kloakal swaplar (ya da gayta) veya ölü hayvanlardan
gayta ve organ numuneleri
Serolojik
testler
§
Pıhtılaşmış
kan örnekleri ya da serum
Koruma ve
Kontrol
Tedavisi yok
Sağlığın
korunmasına ait profilaksi
§
Kanatlılarla
yabani kuşların, özellikle su kuşlarının kontaktları titizlikle önlenmeli
§
Sürüye,
hastalık durumu konusunda bilgi olmayan hayvanların katılmasından kaçınılmalı
§
İnsan
trafiğininin kontrolü
§
Uygun
temizlik ve dezenfeksiyon prosedürleri
§
Her
çiftlikte tek yaş gurubu yetiştirmeler ( "all - in-all-out") tavsiye
edilmektedir.
Salgınlarda
§
Tüm
hayvanlar kesime sevkedilmeli
§
Tüm hayvan
ürünleri ve karkaslar bertaraf edilmeli
§
Temizlik ve
dezenfeksiyon
§
Kümese
tekrar hayvan konulmadan önce en azından 21 gün boş bırakılmalı
Medikal
profilaksi
§
Geçmişte:
HPAI'ya karşı yapılan aşılamaların faydadan çok zarar verebileceği
düşünülmekteydi. Aşılanmış hayvanlardan bazılarının enfekte olabileceği ve
virusu çevreye saçmaya devam etme riski ve aşının kontrol çalışmalarının
engelleme ihtimali nedeniyle aşı uygulamaları yasaklanmış veya kullanımına
kısıtlama getirilmişti. Buna rağmen Pakistan ve Meksika'da yaşanan salgınlarda
inaktif aşılar yaygın olarak kullanılmış ve hastalığın hızla yayılmasını
engelleyerek mücadelede başarı sağlamıştır.
§
Son
yıllarda; biyogüvenlik kurallarının tam olarak uygulanmadığı ve kanatlı
sayısının yüksek olduğu bölgelerde Avian Influenza salgınının ortaya çıkması
durumunda enfeksiyonun yayılımını kontrol altına alabilmek için aşılardan
yararlanılmaktadır. Aşılı hayvanlarda klinik belirtiler azalmakta enfeksiyona
direnç artmakta ve enfekte hayvanlar tarafından dışkı ile çevreye saçılan
virusun miktarında önemli ölçüde azalma olmaktadır.
§
Günümüzde
inaktif homolog aşılar, inaktif heterolog aşılar ve rekombinant aşılar Avian
Influenza ile mücadele ve korunmada kullanılmaktadır.
|